11/27/09

Bütün bayramlar kutlu olsun

Kurban Bayramınız kutlu, Black fridayiniz mübarek olsun. burada black friday ateşini cayır cayır yaşayamıyoruz, malum Gainesville nüfusu toplam 150.000, ama yine de sırada bekleyen insanlara Florida'nın tropik ikliminde bile 4 derecelere kadar düşen sıcaklıkta allahtan sabır diliyorum. Az kaldı sıkın dişinizi, kaptırmayın bütün indirimleri çinlilere!
Resim Gainesville Best Buy önünde, saat 11 sularında çekilmiştir, hava sıcaklığı 9 derece, bekleyenler kendi istekelri doğrultusunda beklemektedirler.

11/26/09

road trip

Efenim bu sabah saaat 6'da kalkaraktan, köyden şehre belediyeye gien insanlar misali, biyometrik datalarımı 5. defa yetkililere vermek için Orlando'ya yola çıktım. İşte kabaca yol maceram.
Sabah 6da, Dün biletini aldığım greyhound otobüse yetişmek için bi baktım, evden yerel otobüüs hattını kullanarak otobüs mahaline ulaşmam 2 saati bulacak. Yana yana taksi aramaya başladım, o sırada yanlışlıkla "Commuter cab" adlı bir teknolojiyi aramışım, gelmemiz 1 saat sürer zaten dedi haydeaa dedim. Neyse, gittim markete sordum, oradan bilgilendirdiler hemen, naptın yeğenim sen bunlar dolmuş taksi gibi birşey şunu arayacaktın diye.
Aradık, geldi külüstür bi taksi, bir şekilde gittik Greyhound bus stationa. Greyhoundun sitesine bir girerseniz, nasıl bir beklenti içinde olduğumu görebilirsiniz.
Ama gidince, karşılaştığım manzara Ulus dolmuş duraklarının başındaki kulübe gibi birşey oldu. Yarım saat sonra gelen şu otobüsle yıkılmam bir oldu:


Otobüs tek sürpriz olsa, otobüste yeterli yer olmayabilir, ondan biletinizi önce bana verin, sayıyla alıyorum sonra çantalarınızı vern ki çanta içerde siz dışarıda kalmayın demeye başladılar. Neyse, çantasız gidiyor olmanın verdiği hafiflikle verdim bileti atladım içeri. Ryanaire binmiş olanlar bilirler, kaptığın elinde kalır tarzında koltuk dağılımı sistemi de köküne kadar yerleştirilmiş olan otobüsümüzde kendimize bir yer bulduktan sonra, Mad Max filminden sahneler aklıma gele gele, I-75 karayolundan, bizi Orlando'ya ulaştıracak olan Florida Turnpike'a geçiş yaptık. Geçmez olaydık. Aşağıdaki haberden de görebileceğiniz gibi, 100lerce amerikalı gece boyunca yağan yağmur sayesinde gün içerisinde 100lerce kaza yapmış.
Sabah neyse bir şekilde geçtik, insanlar daha yeni yeni takla atmaya başlamışlar, ondan 1 saat kaybettik geçti. Orlandoya girince ama "belediye"ye yetişmek için taksiye binmem gerekti. 1 saatlik taksi yolculuğum sırasında, amcamla ne muhabbetler etmedik ki. Önce devlete saydık beraber, sonra Türk olduğumu öğrenip geceyarısı ekspresini sordu durdu bana. Gerçekten inanıyor oradaki olayların gerçekliğine, inandıramadım amcamı, neyse bi şekilde kapandı konu sonra. Nasıl olduysa bir ara muhabbet bir seferince amcamın taksisinde yellenen bir yolcuya geldi. Taksi dediğim de, 7 kişilik araba. Araba doluyken içeride yellenmiş adam, taksici güle güle anlatırken adam ne yemişse gözüm yaşardı, bişey diyemedim ama eğildim camı araladım, ama bi baktım arkadakiler de bakına bakına camlarını açıyorlardı diye güle güle anlattı. Amcamla da muhabbetin dibine vurduktan sonra, saatler öğleden sonra 1i gösterirken belediyeye geldik. Haydi amca iyi günler dedim daldım içeriye, 15 dakikada haydi bitti güle güle dediler. Ulan sabah 6dan beri 10 dakika için mi yoldaydım ben yu bestırds demekten alamadım kendimi.
Baktım, Greyhound otobüs durağına gidersem, ilk otobüs saat7 de, yol da en az 3 saat sürüyor, bu hesaba göre şu anda yolda olacağımı ögörerekten, otobüse atla, git havaalanına, oradan shuttle'a atla gel Gainesville'e dedim kendi kendime. atladım otobüse geçtim havaalanına.
Havaalanında beklerken, baktım para yok yanımda,shuttle şirketinin ofisi de havaalanında değil, internetten çakıyım bileti dedim. Hemen havaalanının beleş internetiyle bağlanıp çakıverdim bileti. !0 dakika sonra aradılar telefonla, biz shuttle şirketiyiz, yolda kaza var gecikicez, sen oradakilere haber ver artık dediler. Lan kimsiniz olm dalga mı geçiyonuz demeye kalmadı, kapattılar telefonu. Gideyim başkası varsa sorayım dedim, bekleyenlerden birisine sordum. Hayırdır ya böyle arar mı bunlar seni aradılar mı dedim, yok dedi, seni daha çok sevmişler demek ki dedi. "Prank call"muydu anlamadım dedim, olabilir dedi. Neyse, içeriye gittim bi turladım, geldim shuttle gelmemiş, yemek yenecek yerleri aradım, bulamadım, yarım saat böyle geçti, sonunda shuttle geldi. Şöför teyzem sabah gördüklerimi anlatmaya başladı, çok fena kaza var geç kaldım, vs. vs. bu sırada iki tane Venezuela'lı kız çıktı geldi, ne dedi ne dedi diye diye. İngilizce de çatır çatır konuşuyorlar, ama neyse insanlık olsun dedim söyledim. Teyzem bitirdi, bunları yeni görünce tekrar söyledi aynısını, bunlar yine ne dedi ne dedi, hasbinallah dedim, dellendinmi çocuğum diyesim geldi, bu arada teyzem de durmadı yine anlatmaya başladı. Soldan soldan yine gelmeye başladı ne dedi ne dedi diye. Saat 6 da kalkmışım belamısınız lan dercesine, daaayt efektiyle daldım shuttle'a. İki katı parasını vererekten, 9 kişi için hazırlanmış, geniş ferah Mercedes Sprinter minibüse yerleştim, uyuklamaya başlayaraktan, evde koltuğa yayılmış olduğum şu anı iple çekmeye başladım.
Şimdi efenim bu shuttle hayvanı 2 saatte gitmesi lazım. Ama bu amerikanlar saolsun, yolu trafik müzesine çevirircesine, her pozisyonda arabaları yığmayı başardıklarından, yol 3 saati geçti. Ama bir ara arabalar, fen lisesinin arkasında otlayan abaza tosunları bile andırdılar. Ama bu 3 saat boyunca, şöför teyze nerede ineceksşnşz dşye her sorduğunda yoldaki barların ve striptiz klüplerinin adnını sayan amcam sayesinde geçti bir şekilde.
Bitti...
Niye yazdım ben bunu şimdi?

11/22/09

YetenekSizsiniz Türkiye: Beatboxing Darbukatör Bilal.

Dün akşam öğlen başladığımız eşli ihalenin ikinci ayağında sırf ses yapsın diye açk duran televizyonda Yetenek Sizsiniz Türkiye'ye denk geldik. Daha doğrusu program bizim oyunumuza denk geldi. Bi çok rezil rüsva diyebileceğimiz performansın yanında güzel denilebilecek işler de vardı. Bunlardan biri de blog sahibimiz Yaman'ın hemşehrisi, doğuştan görme engelli, hem beatbox'çı hem darbukatör ve müezzin sesli Bilal Göregen'in "Sevdiğim Kız Bana Abi Deyince" adlı şarkısıydı. Kendisi ilk olarak bu programda gördüğümü zannetmeme rağmen yaptığım küçük bi araştırma sonucunda kendisiyle ilk tanışmamızın Facebook'ta bir zaman dolaşmış olan Yeşil Başlı Gövel Ördek videosuyla olduğunu ve kendisinin zaten bir YouTube starı olup daha önce de TV programlarına çıktığını öğrendim. Alttan da video isminin farklı olduğuna aldırmadan "Sevdiğim Kız Bana Abi Deyince"yi dinleyebilirsiniz ama başka bir programdan alınmış versiyonunu. Sondaki, Acun'un programındaki versiyonundan farklı olması nedeniyle doğaçlama olabileceğini düşündüğüm kısmı hariç gayet başarılı olan parçadaki ilahiyi andıran tınılara ve 2:40taki yuvarlatılmış 'v'lere özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.



Tabi bu noktada sen ne güzel komşumuzsun Cemil'in "Abi kör olmasa mala bak diye dalga geçerdik " değerlendirmesine katılır mısınız katılmaz mısınız orası size kalmış.
Bu arada bir dipnot: Kendisi bu sene İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okumaya başlamış. Burdan takdir ve tebriklerimiz yolluyoruz.

11/21/09

It's a great day for america everybody!

Uzun süredir yazamıyorum, kah sağlık sorunlarını bahane ettim, kah işim çıktı oturmadım blog yazmaya. Fazla boşlamaya gelmez dedim sonunda yazıyorum yine.
Bugünün konusu, başka bir CBS şovu, hafta içi her günün sonundan sonra 12.30-1-30 arasında yayınlanan "The late late show with Craig Ferguson".
Birkaç senelikmiş bu şov. David Lettermanın prodüktörlüğünde süregelen, iskoç asıllı bu amcamızın sunduğu, klasik amerikan gece şovu kategorisinden değerlendirmeye aldığımız bir eğlencelik olan bu şovu mercek altına yatırma sebebim, bu akşam Neil Patrick Harris konuk olacakmış, karalıyım birşeyler dedim.
Amcam yine programını her geceki gibi "It's a great day for america everybody" diyerekten açtı. Alkışlayan seyircilerini her zamanki gibi azarladı. Ama bu akşam, dandik bi şov işte, başka bişeyler açın uyarıyorum bak sizi demedi televizyon başındakilere. Büyük ihtimalle Oprah Winfrey'in yaptığı, şu anki sözleşmesi bittikten sonra televizyon programı yapmayı bırakacağı açıklaması ağır bastığı için onunla geçti program açılış konuşmaları.
Sonra gözüme çarpan önemli bir noktada calculus oldu. Korkmayın dostlar, amerikada da insanlar calculustan muzdaripler. Seyirci emailleri arasında ilk mail calculus sınavım yarın, anlayamıyorum, hayatta ne işime yarayacak, sınav için ne yapmalıyım sorusu vadı. Amcamın bu soruya cevabı da git yat yarın sınavın varsa ne yapıyon lan sen bu saatte azarı oldu. He şimdi bunlara ne gerek vardı dersen bilmem işte yazdım gitti.
Yukarıdaki resimde neden ıslak bu amcam derseniz, jeneriğini yollayayım size, onun hemen sonunda ıslanıyor kendisi, neden derseniz bilemem


Şarkıyı kendisi söylüyormuş, kendisi çalıyormuş. Sözleri de çok manidar, ahanda buyrun:
" It's hard to stay up
it's been a long long day
and you've got the sandman at your door
but hang on leave the tv on
and let's do it anyway it's okay
you can always sleep through work tomorrow okay hey hey
tomorrow's just your future yesterday"
Jenerikte amca kuklalarla çıkıyor, arada 5-10 dakikalık kukla çalışmaları da yapıyor kendisi. Ahanda bir parça, Lauren Graham ile beraber oynatıyorlar bu iki videoda:


Bu şovun hemen başında çıkmıştı, şovun sonunda da hemen aşağıdakini yaptılar.


Şimdi videoyu izlerken baktım, Lauren Graham, Gilmore Girls'deki anneyi oynayan ablamızmış. bu da bir ayrıntı işte.
Bu videolar yutub videoları, nasıl izleyelim bunları demeyin, izleyin, hoş. hayır benim asıl derdim bu yazıyı yazıcam diye Barney ile ne konuştular onları izleyemedim. Youtube'a daldım videodan video aça aça gitti 1 saat. Bir de buradaki rekabet yasalarına tekrar dikkat çekip, ilk vidyonun hemen sonunda söylediği lafı tekrarlamak istiyorum.
"I want to take you to a little place I know that the cops don't know about. .... It's called NBC"
İtiraf ediyorum, sadece can sıkıntısından ve ne zamandır yazmadığımı farkedip suçluluk hissinden yazdım. Bir de Oprah televizyonu bırakıyormuş, 25 yıl sonra, vay anasını...

Hayvanat.



Zemin kattaki evimizin sadece benim odamdan ulaşılabilen ve demir parmaklıklarındadaki asma kilit bozulduğu için kullanamadığımız tek balkonunu binamızın bahçesinde yaşayan dişi bir kedi ile onun ikisi gri ikisi sarı olan, cinsiyetleri hakkında hiç bir fikir sahibi olmadığımız ve şu an kapı ile parmaklıklar arasında birbirlerine sokulmuş uyuyan dört yavrusunun kullanımına sunmuş bulunmaktayız.

Önceleri sadece oyun yeri olarak kullandıkları balkonu şimdilerde yeme içme ve uyuma mekanı olarak da kullanmaya başlamalarıyla kendileriyle iyice samimileştik. En azından yemek yerken sevmeme bişe demiyorlar. Kedilerden çok hazzeder miyim peki. Hayır. Yine de sempati duyduruyorlar kendilerine.

11/14/09

Garip.

TV'den bağıra bağıra milleti zorla grip ettiler. Salgın olacak önleminizi alın dediler, psikolojik olarak insanları hasta olmaya meyilli hale getirdiler. Üstüne bi de aşı olmalı mı olmamalı mı muhabbeti çevirdiler, milleti pinpiriklendirdiler. Domuz gribi furyası bizim evden de geçti. Öncü birlik olarak Çaadaş'ı kullanıp, Muit'i de beni de pençesine aldı hastalık. Bu noktada her ne kadar kendime konduramasam da gerçeği kabulendim ve daha önce çok fazla sallamamadığım için hakkında çok fazla bilgimin olmadığı konu hakkında azcık araştırma yapıp bütün bu tatavanın ne için olduğunu öğrendim.
İlk olark belirtileri: Halsizlik, eklemlerde ve kaslarda ağrı, ateş, kuru öksürük ve diğer grip semptomları.
Tedavisi: Adını şimdi hatırlamadığım iki ilaç varmış Türkiye pazarında ama kendiliğinden de geçebiliyormuş.
Etkisi: 2-3 gün civarı sürüyormuş.
Tehlikesi: Kronik hastalığı olanlarda 1000de 1, olmayanlarda 10000de 1 götürme riski varmış.
Şimdi bunu normal griple karşılaştırınca normal gribin daha illet bişe olduğunu görüyoruz. İkisinde de öldürme oranı aynı ama normal gribin süründürme oranı daha fazla. Nerede öyle 2-3 günde geçti gitti bitti olacak. Ama domuz gribi istemem ben normal grip isterim diyorsanız da kötü bir haber: Bu ara bütün gripler domuz gribi kategorisindeymiş. Sezonu gelmemiş normal gribin, biraz daha sabır gerek.

11/11/09

Şakamısın lan CBS

Çocukluğum geliyor her darbede aklıma. Yalan rüzgarı yetmiyormuş gibi, aynı show tvdeki gibi, yalan rüzgarı tadında, ama bu sadece 1987den beri yayınlanan dizi de devam ediyor. Bunun konusunu falan da hiç bilmezdim, ama bunu da hiç sevmezdim. Cesur ve güzel. Hala CBS'te. Hayır sorarım sizlere. Tamam bu 1987'de hem cesurdu, hemde güzeldi. Ama 22 yıl sonunda da bu kişi hala aynı derecede cesursa bile yeterince güzel olacak mı sorarım sizlere?